22 Nisan 2012 Pazar

O bombalar neden hâlâ İncirlik'te?

ABD’nin İncirlik Üssü’nde tuttuğu nükleer bombalara bir itiraz da kendi halkından geldi. Federal harcamaları inceleyen sivil toplum örgütü POGO, Savunma Bakanı Panetta’ya mektup yazarak “İncirlik’te kriz anında kullanılacak savaş uçağı olmadığı halde 70 kadar bomba tutuluyor” diye tepki gösterdi.



NATO çerçevesinde Türkiye’de İncirlik üssünde tutulan nükleer bombalar, ABD’nin kamu bütçesini yakından denetleyen etkili sivil toplum örgütü ‘Project on Government Oversight’ (POGO- Hükümetin Gözetimi Projesi) tarafından mercek altına alındı. POGO Başkanı Danielle Brian, ABD Savunma Bakanı Leon Panetta’ya hitaben yazılan 1 Şubat tarihli mektupta Avrupa’daki NATO üslerinde tutulan 200 kadar B61 tipi nükleer bombanın Amerikan ulusal bütçesine getirdiği 2 milyar dolarlık yükü sorguladı. Brian “İncirlik’te bir saldırı anında bombaları doğrudan hedefe götürebilecek Amerikan savaş uçağı bile yok” diyerek burada bomba tutmanın gereksiz olduğunu savundu.
İNCİRLİK ÜSSÜ SORUNLU Amerikan hükümetine yakın kaynaklarla çalışmasıyla tanınan POGO’nun mektubuyla, WikiLeaks’ın sızdırdığı ABD Dışişleri’ne ait gizli belgelerin doğruladığı İncirlik’teki nükleer bombaların durumu tekrar gündeme oturdu. Brian mektupta Panetta’ya hitaben “NATO savunma sisteminin parçası olarak 5 Avrupa ülkesindeki 6 üste toplam 200’e yakın B61 bombası tutuluyor. Bombaların ömrünü uzatma projesinin maliyetinin 2.1 milyar dolara yaklaştığını hükümete yakın kaynaklardan öğrendik. Bildiğiniz gibi bu nükleer silahların etkili kullanımı konusunda ciddi sorular var. Özellikle Türkiye’deki İncirlik üssü problemli” dedi.
Milliyet'in haberine göre; atom bilimcileri Robert S. Norris’le Hans M. Kristiensen’in Kasım 2011 tarihli raporuna atıfta bulunan mektupta şu ifadeler yer aldı: “İncirlik Üssü’ndeki 60-70 kadar B61 bombasının büyük bölümü (50 kadarı) ABD uçakları tarafından taşınacak şekilde tasarlandı. Ancak Amerikan Hava Kuvvetleri’nin İncirlik’te savaş uçağı yok. ABD’nin buraya uygun uçakları konuşlandırma talebi Türkiye tarafından reddedildi. Dolayısıyla İncirlik üssü ‘tam NATO pozisyonu’nda değil, ‘yarım pozisyon’ diye tanımlanan durumda. Bir kriz anında Amerikan uçaklarının başka bir üsten İncirlik’e gelerek bombaları alması gerekiyor.
Üsteki diğer 20 kadar bomba Türk F-16A/B uçakları tarafından taşınmak için bekliyor. Fakat Türkiye’nin F-16’larının nükleer başlık taşıma misyonu için sertifikası yok ve nükleer bomba yüklü değiller.”
MALİYET PAYLAŞILSIN Brian, belirtilen sorun gözardı edilse bile olası hedeflerin NATO müttefiği ülkelerdeki üslerden çok uzak mesafelerde olduğunun altını çizerek ‘bağımsız ve başarılı bir operasyonun çok zor olduğunu, bombalamaya giden uçağın havada yakıt ikmali yapmak zorunda kalacağını, geri dönüşü nasıl sağlayacağının ise belirsiz olduğunu’ belirtti. Bombalara ev sahipliği yapan ülkelerin nükleer silahların gerektirdiği güvenlik standartlarına uymadığını kaydeden Brian mektubu şu öneriyle bitirdi:
“NATO üyeler arasında yükün paylaşılması prensibi üzerine kuruldu. Ancak kurulduğundan beri masraflarda aslan payını ABD yükleniyor. Eğer Amerikalı ve Avrupalı liderler nükleer gücün caydırıcı olduğuna inanıyorlarsa ya da ittifakla siyasi bağlarını korumaya kararlılarsa bu silahların giderek artan mali yükünü paylaşmayı kabul etmeliler. Ülkemizin içinde bulunduğu zor finansal şartlarda, ABD tek başına bu silahların korunmasının masraflarının büyük bölümünü ödemekle sorumlu olmamalı.”
HİROŞİMA’NIN 20 KATI Termonükleer B61 bombaları Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana ABD’nin nükleer silah envanterinin çoğunluğu oluşturuyor. Orta ölçekli taktik ve stratejik nükleer bombanın patlama gücü 340 kiloton kapasiteye kadar çıkabiliyor. Bu Hiroşima’ya 1945’te atılan bombanın yaklaşık 20 katı.
BOMBALAR 10 YILDA AZALDI NATO üssü İncirlik’te ABD’ye ait nükleer bombaların sayısı resmi olarak bilinmiyor. WikiLeaks’in sızdırdığı 12 Kasım 2009 tarihli gizli bir Amerikan Dışişleri Bakanlığı raporunda Bakan Yardımcısı Philip Gordon’un, İncirlik’te nükleer silahların mevcut olduğunu belirten bir ifadesi yer alıyordu. “Atomic Scientists” dergisinde Kasım 2011’de Robert S. Norris ve Hans M. Kristensen imzalı bir rapora göre Türkiye ’deki nükleer B61 tipi bombaların sayısı 60-70 arasında ve hepsi İncirlik ’teki ABD hava üssünde bulunuyor. 2001 yılında bu rakam 90’dı. Ankara’da Akıncı ve Balıkesir’de bulunan hava üslerindeki 40 kadar ABD nükleer silahı, buradaki üsler kapatıldığı için İncirlik’e kaydırıldı. NATO’ya 1953’te katılan Türkiye’ye ilk nükleer silahların 1950’lerin sonu 1960’ların başında gönderildiği düşünülüyor.
POGO NEDİR? ‘Project on Government Oversight’ (Hükümetin Gözetimi Projesi) 1981’de ABD’de kurulan bir sivil toplum örgütü. Federal kurumların, Kongre’nin ve hükümetle iş yapan taşeron firmalarının usulsüzlüklerini inceleyip soruşturuyor. Örgüt ününü 1980’lerde Pentagon’daki usulsüz harcamaları içeriden kaynaklar yardımıyla ifşa ederek kazandı.

NTVMSNBC

İncirlik Üssü Gerçekleri

İncirlik Üssü, işgallere, insan hakları ihlallerine destek veriyor. Guantanamo'ya giden uçaklar İncirlik'ten de geçiyor. Afganistan ve Irak'a giden kargonun yarısı İncirlik'ten. Üste 91 nükleer başlık var. Üs için çıkan kararname hâlâ "gizli" ve uzatılıyor. Bilmeyen kalmayıncaya kadar gerçekleri söylemeliyiz.


 Her şey gözümüzün önünde oluyor ama ya biz görmüyoruz, görmek istemiyoruz ya da onlar bizim görmezliğimize ve unutkanlığımıza güvenip istedikleri gibi at oynatıyorlar.
İncirlik Üssü'nün daha Türkiye NATO'ya üye olmadan, 1951'de ABD'li askeri bir mühendis grubunca inşa edilmeye başlandığını biliyoruz.
O üssün Türk mü, Amerikan mı, NATO üssü mü olduğunun belirsiz olduğunu, hukuki durumunun tartışmalı olduğunu biliyoruz.
Soğuk Savaş döneminde füzeleri ve U2 casus uçakları ile Türkiye'yi korumak bir yana savaşın eşiğine kadar getirdiğini biliyoruz.
NATO hedef ve anlaşma ilkelerine aykırı ve alan dışı olarak 1958 Lübnan krizinden başlamak üzere, Körfez Savaşı, Afganistan işgali, Irak işgali sırasında önemli görevler üstlendiğini biliyoruz.

Irak'ın işgalinde İncirlik

Yalnızca 1991 Körfez krizi sırasında, üsten kalkan Amerikan uçaklarının Irak üzerinde 14.000 saat uçtuklarını, 3.000 adet bomba attıklarını, 100 füze fırlattıklarını ve 4 Irak uçağını düşürdüğünü, toplam 100 saldırı "paketi" düzenlediklerini biliyoruz.
Afganistan'a 8 saat uzaklıkta olan üssün, "Özgürlüğü Sürdürme Operasyonu"na lojistik destek verdiğini biliyoruz.
NATO nezdinde Silahlı Servisler Komisyonu üyesi senatörlerin; "Afganistan ve Irak'a indirilen kargonun yaklaşık yarısı İncilik Üssü'nden gelmektedir...Irak'a lojistik destek veren kargonun yaklaşık yüzde 70'i İncirlik Üssü'nden gelmektedir. Yine bu kargoların kullandığı ve ikmal ettiği yakıtın üçte biri ya Türkiye'den gelmektedir ya da Türkiye üzerinden" dediklerini de biliyoruz.
2004'ten bu yana üssün Amerikan askerlerine terminal görevi yaptığını, kargo uçaklarının lojistik destek aldığını biliyoruz.

İncirlik'teki nükleer silahlar

2006'da, üzerinde patlayıcı madde yazılı tırların üsten çıkıp İskenderun Limanı'na, oradan Güney Kıbrıs'taki Agratour Üssü'ne oradan da Lübnan ve Filistin'e karşı kullanılmak üzere İsrail'e gittiğini biliyoruz.
Ulusal Kaynaklar Savunma Konseyi'nin Şubat 2005 tarihli Hans M.Kristensen tarafından düzenlenmiş "Avrupa'daki Amerikan Nükleer Silahları" konulu raporuna göre, üste, yerleştirilmeleri 1998 yılında tamamlanmış 90 adet B-61 tipi nükleer başlığın bulunduğunu biliyoruz.
Amerikan Biliminsanları Federasyonu'ndan Hans M.Kristensen'in "Amerikan Hava Kuvvetleri Nükleer Silahlar Politikaları ve Prosedürleri Bülteni"ndeki bilgilere dayanarak hazırladığı 19 Haziran 2008 tarihli raporuna göre, bu bombaların bulunduğu üslerin ek güvenlik önlemleriyle güçlendirilmesinin gerekli olduğu, aksi halde bulundukları konumda ve yerde tehlike yaratacaklarını biliyoruz.

"Gizli" kararname

4 Nisan 1949'da imzalanan NATO Washington Anlaşması, 29 Mart 1980 tarihli Ankara Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşma maddelerine göre, Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51.maddesinde belirtilen "ortaklaşa kendini savunma doğal hakkı" bağlayıcılığında, BM Güvenlik Konseyi'nin bu yönde herhangi bir kararı olmadığı, Türkiye'nin meşru müdafaa durumunda bulunmadığı ya da NATO'nun bu yönde bir kararı olmadığı halde, üssün, ABD'nin Irak ve Afganistan'a yönelik harekatlarında saldırı amaçlı ya da saldırıya destek amaçlı kullanılmasının hukuken mümkün olmadığını da biliyoruz.
BM Genel Kurulu'nun "saldırının tanımı" kararına göre, İncirlik'in ABD Silahlı Kuvvetleri tarafından kullanımı; "ülkesini, üçüncü bir devlete karşı saldırı maksadıyla yabancı bir devletin kullanımına açan devletin eylemi de saldırı fiilini oluşturur" maddesini de, "bir devlet tarafından veya onun adına, silahlı güç işlevini görmek üzere bir başka devlete karşı silahlı çetelerin, toplulukların, düzensiz kuvvetlerin veya paralı askerlerin gönderilmesi eylemlerini ve uygulamalarını saldırı fiili" olarak tanımlayan maddeyi de biliyoruz.
Bütün bunların yanı sıra, yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunmalarına izin verme yetkisinin, Anayasa'nın 92 maddesi uyarınca, TBMM'de olmasına karşın, uluslararası hukukun meşru saymadığı halde, üsle ilgili karar alma yetkisinin Bakanlar Kuruluna verildiğini biliyoruz.
23 Haziran 2003 tarihinde imzalanan gizli bir Bakanlar Kurulu kararıyla İncirlik Üssü'nün ABD Silahlı Kuvvetleri tarafından, lojistik amaçla ve transit geçişler için kullanılmasına izin verildiğini ve bu kararnamenin her yıl uzatılarak bugüne kadar hükmünü sürdürdüğünü de biliyoruz.
Bütün bunları biliyor da ne yapıyoruz. Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu (Küresel BAK) kurulduğu günden bu yana Afganistan ve Irak işgaline karşı çıkıyor, 2005'ten bu yana "İncirlik Üssü Kapatılsın" kampanyası sürdürüyor, Bilgi Edinme Yasası'nın sağladığı hakla, Başbakanlığa, 2003 yılında imzalanan İncirlik Üssü'nün kullanımına ilişkin gizli kararnamenin içeriğini soruyor, Anayasa'nın 92.maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle, gizli kararnamenin iptal edilmesi için dava açıyor, paravan Path Corporation şirketine ait gözüken CIA uçakları, içerisindeki "terör zanlıları" ile Sabiha Gökçen Havaalanında 28 saat "yakıt ikmali" yaptığında protesto ediyor, ikmalin bu denli uzun sürme nedenini ve taşınan kargonun niteliğini soruyor, bileşenlerinden MAZLUMDER 2002'den bu yana Guantanamo'da yaşanan insan hakları ihlallerine dikkat çekiyor.
Yetiyor mu? Hala İncirlik Üssü, işgallere destek verebildiğine göre, hala insan haklarının ihlal edildiği üslere, uluslararası hukukun hiçe sayılarak insan taşınmasına olanak sağlayabildiğine göre, hayır.
Ancak gördüklerimizi, bildiklerimizi, gerçeği anlatmaya devam ediyoruz. Görmeyen, bilmeyen kalmayıncaya kadar da gerçekleri söylemeye devam etmeliyiz. Bir kez bilince, öğrenince söylemeli, anlatmalı göstermeliyiz. Aksi halde dünyada yaşanan acılara, dökülen kanlara ortak oluruz. Yarın sabah uyandığımızda aynada bakacak yüzümüzün olması için... (NUD/TK)
* Nilüfer Uğur Dalay, Küresel Barış ve Adalet Aktivisti

13 Nisan 2012 Cuma

İşte dünyanın kara kutusu burada

Dünyadaki tüm telefon görüşmeleri, mailler ve hesap hareketleri burada depolanacak. Hatta Google aramalarır bile... "Matrix gerçek oldu" diyebilir miyiz..

ABD'nin Utah eyaletinde bir çölün derinliklerinde oldukça hummalı bir inşa faaliyeti sürüyor. Binlerce işçiyi ve beraberinde yüzlerce teknisyeni bu ıssız çölün ortasına taşıyan şey yeni bir proje...
Aynı zamanda geleceğin dünya iletişimine hâkim olma gücü...
Utah Çölü'nün derinliklerinde yer alan Bluffdale kasabası modern dünyadan kaçarak kendi dinlerini ve hayat tarzlarını sürdüren Mormonlar'ın hayat alanıydı bugüne kadar.
Ancak kendilerine özgü gelenekleriyle burada sakin ve gözlerden ırak bir hayat süren Mormonlar'a son dönemlerde çok farklı komşular gelmeye başladı. Bluffdale yakınlarında çölün ortasına inşa edilmeye başlayan dev bir tesisle beraber bölgeye binlerce yapı işçisi akın etmeye başladı.
haber7
Yaptıkları iş hakkında konuşmaları yasak olan bu yeni sakinlerin aslında ne gibi bir projenin parçası olduğunu yerli komşuları başlangıçta anlamıyorlardı. Ancak proje gelişip tamamlanma aşamasına yaklaştıkça gerçekler de yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başladı.

kullan
Hedef tüm dünya iletişimi
Uzun süre gizlenen gerçek şu: Mormonlar'ın dünyanın geri kalanından kaçmak için sığındıkları bu ıssız bölge artık tüm dünyanın izleneceği, dünyadaki tüm elektronik iletişimin takip edilerek deşifre edileceği bir yer olacak.
Bu proje kapsamında devlet tarafından yaptırılan yeni dev tesis ise tıpkı Mormonlar'ın tapınakları gibi yepyeni bir tapınak olacak. Yani karmaşık ve en gelişmiş teknolojiyle donanacak olan yapı, seküler teknoloji dünyasının yeni ve gizli tapınağı olacak. Bu tapınakta en gelişmiş sunucular, bilgisayarlar, en karmaşık yazılımlar ve en donanımlı istihbarat uzanmaları yer alacak.
Tıpkı Mormonlar'ın Kutsal Kitap'tan gizli anlamlar çıkardıkları gibi bu yeni teknolojik tapınakta da modern dünyanın tüm iletişiminin ve hatta tüm elektronik verilerinin şifreleri kırılacak, mesajları deşifre edilecek. Kısacası sakin, sessiz Bluffdale kasabası bundan böyle "Big Brother"ın yeni gözü, kulağı hatta kalbi olacak. Hemen tüm inşa çalışmalarının çok gizli yürütüldüğü Utah Data Merkezi, mütevazı bir isme sahip olsa da bu tesis, aslında ABD Ulusal Güvenlik Teşkilatı NSA'nın yeni bir üssünden başka bir şey değil. Amacı ise bugüne kadar medyaya yansıyan tüm elektronik istihbarat projelerinin de ötesinde tüm dünyanın elektronik ağlarını, denizaltı ağlarını, uydu ve internet iletişimini izlemek, deşifre ve analiz etmek. Yerel, ülkesel ve uluslararası tüm elektronik iletişim ve veri bankaları da buna dâhil.
NSA'nın yeniden doğuşu
Ülke içinde ve dışında te-rörist grupların hedefi olan ABD'de, 11 Eylül saldırılarından sonra ulusal güvenliği sağlamak için görev yapan NSA'nın varlık nedeni sorgulanmaya başlanmış ve teşkilata yönelik "11 Eylül gibi karmaşık saldırıları bile önceden tespit edemiyorlarsa ne işe yarar bu NSA" gibisinden eleştiriler yapılmıştı.
Soğuk Savaş döneminde aldıkları yenilgilere Afrika'daki ABD Büyükelçiliğinin bombalanması, Yemen'de US Cole gemisine yapılan saldırı ve bir de Dünya Ticaret Merkezi saldırıları eklenince teşkilatın itibarı bir anda iki paralık olmuştu.
Ancak bu darbeler NSA'nın yeni bir yapılanma içine girerek yeni ve dev projeler üretmesiyle so-nuçlandı. haber7Gözlerini kendi ülkesi ve vatandaşları üzerine çeviren NSA, hızlı bir yapılanma ve proje safhasına girerek ülkede pek çok gözetleme ve dinleme faaliyetini hayata geçirdi. Milyarlarca mail ve telefon konuşması takibe alındı.
 Son derece hızlı bir şekilde sanal âlemin takibi sağlandı. Son olarak NSA tüm bu topladığı ve incelediği verileri depolayacağı bir yer de inşa etti.
Üstelik tüm bunlar gizli ve resmiyet dışı olarak kaldı. Böylelikle NSA dünyadaki en geniş, en örtülü, en yay-gın etki alanına sahip istihbarat teşkilatı haline geldi.haber7
Bu proje bir anlamda Bush yönetiminin 11 Eylül'den sonra getirmeye kalktığı ancak 2003 yılında ABD kongresi tarafından kişisel hak ve özgürlükleri kısıtlayacağı gerekçesiyle durdurulan tüm bilgileri soruşturmayı kapsayan stratejinin de adeta ete kemiğe bürünmüş hali olacak. Üstelik o dönemde öngörülenin çok ötesinde bir kapsamla.
Kısacası mütevazı ismine rağmen sadece bir veri merkezinden çok öte bir proje olacak. Bluffdale'de yapılan bu merkezin tüm dünyanın elektronik verilerini izlemenin dışında daha kritik bir rolü de olacak.
Buna göre merkez sadece izlemek ve analiz etmekle kalmayacak ayrıca kodlan kırarak genel iletişime kapalı olan ağlara da nüfuz edebilecek. Bu ise hayati önemde bir özellik zira merkezi deşifre eden "The Sha-dow Factory" kitabının yazarı James Bamford'a göre böylelikle merkezin ABD içinde olduğu kadar başka ülkelerdeki ticari, askeri, diplomatik, finansal ya da herhangi bir alana ilişkin kodlu verileri ele geçirebileceği de ileri sürülüyor. Bir başka deyişle proje bugüne kadar gerçekleştirilmiş en geniş kapsamlı siber-güvenlik projesi olacak.


Derin web'i de kontrol edecek
Proje üzerinde çalışan gö-revlilerle konuşma imkanı bulan araştırmacı James Bamford'a göre NSA'nın bu yeni projesi adeta elektronik her alanı kapsayan bir "Matrix" ve bu Matrix'in hayata geçmesiyle bugüne kadar hiç olmadığı kadar "iletişimde bulunan her birey hedef konu-munda" olacak. 2011 yılında in-ternete bağlanan insan sayısının 2 milyara ulaştığı, 2015 yılında ise bu sayının tahminen 2.7 milyara ulaşacağı göz önüne alınırsa kişisel olarak hemen hemen ge-zegendeki nüfusun yarısı bu he-def kapsamına girecek.haber7
NSA'nın Utah'taki casus merkezinin tüm dünyadaki iletişim ve veri trafi-ğini depolamak için kullanacağı bölümün alanı ise yaklaşık 90 bin metrekare olacak. Bir başka deyişle bu merkezin toplam 500 kentrilyon web sayfası depolama kapasitesi olacağı belirtiliyor. Dolayısıyla dünyada şu an için mevcut web sayfası kapasitesinin çok çok üzerinde bir kapasiteye sahip olacak.
Utah'ta Bluffdale yakınlarında çölde inşa edilen "Big Brother"ın ya da "Matrix"in yeni merkezinin inşası için binlerce görevli ve araç iş başında.
NSA'nın Maryland'de bulunan ana karargahı. Bunun dışında pek çok yerde pek çok büyük karargah ABD'nin güvenliği için istihbarat faaliyeti sürdürüyor.
Ancak Bluffdale'de edilen NSA merkezinin af gilendiğinin görünen değil rünmeyen" web ve kam ulaşımına açık olamayan "derin'' sanal ağlar olduğu da ifade lenlerden bir başkası. haber7
Bir başka deyişle, böylelikle şifreyle korunan veriler, ABD ve diğer yönetimlerinin resmi iletişim kanalları ve ticari ya da ticari olmayan kurumların dosya paylaşımlarına ulaşılması hedefleniyor.
 Daha açık söylemek gere "Derin web" devletlerin kodlu ya da kodsuz raporları ile tabanlarını, resmi kurumların yüksek gizlilik değerindeki bilgi kaynaklarını ve istihbarat servislerinin kaynaklarını da kapsıyor..
 Bluffdale'deki NSA merke derin web'e yönelik oldukç ileri teknoloji ve özel program gerektiren bir kapasiteye olacağını, yani tüm bu gizli sırları araştırma, çalma ve depo yeteneğine sahip olacağı da dedilenler arasında.
Casus programa tek isim yetecek
Bunu başarmak için gelştirilmiş olan casus programları konusu ise şimdilik tam bir sır olarak saklanıyor.
Ancak NSA için geliştirilen bu casus program kod adının "Stellar Wind"  olduğu belirtiliyor.
Telefon konuşmalarıyla beraber elektronik postaları da tarayan program hakkında şimdilik tek bilinen başlangıç denemelerinde programın bir günde adres, isim ve yer tespit edip, bağlantılı mail'leri de göstererek 320 milyon tel konuşmasını kaydettiği...
Sadece isim ya da numara girilerek hedef kişiye gelen ve ondangiden tüm telefon konuşmaları ve internet mesajları bu programla doğrudan NSA merkezine yönlendirilebilecek ve kaydedilebilecek.
Stellar Wind progragramının bir başka marifeti ise uzmanlar tarafından ABD'ye ya da diğe ülkelerde hedef kişiye dair fatura bilgileri ve arama kayatılarının dökümlerine ulaşabilmesi olarak gösteriliyor.
Kaynak: Yeni Aktüel

8 Nisan 2012 Pazar

1080p YouTube Videolarını 3D İzleyin

Video izleme sitesi YouTube, güncelleme ile 3 boyutlu (3D) görüntü desteğini arttırdı. Buna göre artık yüksek çözünürlüklü videoları da tek tıkla 3D’ye çevirebileceksiniz.


Adeta bir video hazinesi ve kategorisinin kuşkusuz lider ismi olan YouTube kullanıcılarına farklı deneyimler sunmaya devam ediyor. Daha fazla
hizmet için kimi görüntü işleme araçları geliştiren ekip bu sefer 3 boyutlu yayın üzerinde yoğunlaştı.




(3D butonu ile 3 boyutlu izleyebileceğiniz örnek video) 
İlk olarak geçtiğimiz yıl beta olarak hayata geçirilen, videoların tek tıklamayla 3 boyutlu yapılmasını sağlayan fonksiyon şimdi daha da geliştirildi. Buna göre görüntü analiz altyapısını güçlendiren firma 1080p çözünürlükteki videoları sadece tek tıkla 3D'ye çevirebiliyor. Bunun için yapmanız gereken videonun sağ altından bahsi geçen özelliği aktifleştirmek.
Renk, uzaysal model, hareket ve sistem özelliklerini geliştiren ekip böylece görüntüleri derinlemesine inceleyip kolaylıkla 3D'ye çevirebiliyor.

SDN

30 Mart 2012 Cuma

3 Bin Facebook sayfasına Erdoğan cezası


Başbakan'ın şikâyeti üzerine Facebook'taki incelemede 3 bin sayfa belirlendi, çok sayıda ifade alındı.
İhlas Son Dakika'nın haberine göre, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın avukatlarının geçen yıl yaptığı şikayetler üzerine sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta Erdoğan'a hakaret eden ve küçük düşürücü görüntüler yayınlayan kişiler hakkında soruşturma açıldı.
Avukatların başvurusunun ardından inceleme açan Üsküdar Cumhuriyet Savcılığı'nın "Bu sayfaları ve kişileri belirleyin" talimatı üzerine harekete geçen Bilişim Polisi, Facebook üzerinde söz konusu profilleri ve hakaret içeren yazı ve görüntüleri tek tek saptadı. Tespit edilen yaklaşık 3 bin profil hakkında yasal işlem başlatıldı.


Bu sayfaların sahte olup olmadığını da araştıran polis, IP adresleri üzerinden adreslerini tespit ettiği kişilerin ifadelerini aldı. İstanbul'da oturanlar emniyete çağrılırken, diğer illerdeki kişiler için savcılığa yazı gönderildi. Bu kişiler hakkında "Başbakan'a sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret" suçlamasıyla soruşturma açıldı.
Soruşturma kapsamında birçok kişinin Facebook profilinin kapatıldığı, bazı kişilere de kapatma uyarısı yapıldığı öğrenildi. Bu yöndeki soruşturmanın daha uzun süre devam edeceği belirtilirken, bundan sonra da aynı içerikli sayfa açan kişilere de yasal işlem yapılacak. Suçlanan kişilere dava açıldığı takdirde 2 yıla kadar hapisleri istenebilecek.



16 Mart 2012 Cuma

Ve Diablo III’ün Çıkış Tarihi Belli Oldu!

Blizzard resmi açıklamayı yaptı. Diablo III’ün resmi çıkış tarihi firma tarafından resmi olarak duyuruldu!

Oyuncuların uzun yıllardır beklediği Diablo III için geri sayım başladı! Zira yapımcı Blizzard, oyunun çıkış tarihini resmi olarak açıkladı. Eğer alışılageldik Blizzard ertelemelerinden birine daha şahit olmazsak, yeni yapımla 15 Mayısta buluşacağız!
Spekülasyonlara nokta koyan isim, firmanın CEO’su Mike Morhaime oldu. Binlerce oyuncunun katıldığı beta testlerde sona gelindiğini ve yeni yapımı çok yakında raflarda yer bulacağını açıklayan Morhaime, 15 Mayıs tarihini verdi. Ancak bu tarih için henüz PC ve konsol ayrımı yapılmış değil. Muhtemelen bu tarihte oyunun PC sürümü raflarda olacak.